top of page
  • Avukat

Kaçınılmaz Son: Uzayda Özel Teşebbüs Hakimiyeti

Güncelleme tarihi: 25 May


“Modern bilim şunu söylüyor: 'Güneş geçmiştir, dünya bugündür, ay ise gelecek.' Akkor bir kütleden türedik ve donmuş bir kütleye dönüşeceğiz. Acımasız doğanın kanunudur ve hızla ve karşı konulamaz bir şekilde sonumuza doğru çekiliyoruz.”

-Nikola Tesla




Bundan belki de bir asır öncesinde ulaşılmaz bir yer, bir hayal olarak düşünülen uzay çok kısa bir zamanda yaşamımızın bir gerçekliği, parçası haline dönüştü. Bir çoğumuz elimizde patlamış mısırımızla bilim-kurgu filmleri izlerken kurgusal bir gerçeklik ile karşı karşıyaymış gibi bir tutum sergileriz oysa bilim-kurgu filmlerinde izlediğimiz kurgusal gerçekliklere çokta uzak sayılmayız. Çünkü gelişen teknoloji hızla imkansız olarak kafamızda kurguladığımız şeyleri mümkün hale getirmektedir ve bu teknolojik gelişmelerin en derinden hissedildiği alanın uzay olduğunu söylersem çokta abartmamış olurum diye düşünmekteyim. Uzay alanındaki bu gelişmelerle ile birlikte uzayın politik, ekonomik ve stratejik önemi artmıştır. Gerek devletler gerekse özel kişiler amansız bir rekabet yarışına başlamışlardır. Bu yarışlar beraberinde uzay alanını düzenleyecek ve ortaya çıkacak uyuşmazlıkların çözümünde rol oynayacak uluslararası uzay hukuk kurallarına ihtiyaç duyulması sonucunu ortaya çıkarmıştır.


Dünya da bugün ki ilk uzay faaliyetleri Rusya’nın 1957 yılında ilk uzay üssünü inşa etmesi ve dünyanın ilk uydusu Sputnik-1’i yörüngeye yerleştirmesiyle başlar. ABD ve Rusya arasında o dönemde soğuk savaş yaşanmaktaydı.İki süper güç arasındaki bu rekabet uzay alanına da yansımış ve uzay yarışına başlamışlardır. Rusların Sputnik-1’i uzaya göndermeleri ABD siyasetinde bir krize yol açmış ve ABD’de uzay faaliyetlerine hız kazandırılmıştır. Ruslar daha sonra içerisinde bir köpeğin bulunduğu Sputnik-2 adlı uydularını uzaya göndermişlerdir. 1961 yılında uzay alanında dönüm noktası olan bir gelişme yaşanmıştır. İlk kez Ruslar tarafından Sovyet kozmonot Yuri Gagarin uzaya gönderilen ilk insan olmuştur ve dünyanın yörüngesini dolanmıştır. Bunun üzerine ABD Amerikan astronot Alan Shepard’ı uzaya göndermiştir. Ülkelerin sonraki hedefe aya insan göndermek olmuştur. Aya ilk insan inişi ABD’de tarafından gerçekleştirilmiştir.1969’da Neil Armstrong Ay’da ilk insan yürüyüşünü gerçekleştirmiştir. ABD ve Rusya’da bu gelişmeler yaşanırken diğer ülkeler de buna kayıtsız kalmayıp onlarda bu yarışın içerisine dahil olmuşlardır. İlk başlarda uydu haberleşmesi gibi sadece daha dar alanlarda başlayan bu faaliyetler günümüzde artık uzay da turizm faaliyetleri nasıl gerçekleştirilebilir noktasına kadar gelmiş bulunmaktadır.


Türkiye’nin uzay faaliyetleri uzaya ilk uçuştan yaklaşık 50 yıl gibi bir süre sonra gerçekleşmiştir. Türkiye’nin uzay alanındaki ilk faaliyeti haberleşme alanında yapılan çalışmalardır. (İran ve Yugoslavya istasyonları kullanılmıştır, INTELSAT) TURKSAT-1A Türkiye’nin ilk iletişim uydusu denemesidir fakat başarılı olamamıştır. 1994 yılında TURKSAT-1B, 1996 yılında TURKSAT-1C, 2001 yılında TURKSAT-2A uzaya gönderilmiştir. Bu alanda son olarak Türkiye ilk yerli ve milli haberleşme uydusu olan TURKSAT-6A’nın çalışmalarında sona yaklaşmış bulunmaktadır. Türkiye TURKSAT-6A’yı uzaya gönderdiğinde kendi haberleşme uydusunu yapabilen sayılı sayıdaki ülkeler arasına girecektir. Türkiye’nin uzay alanındaki faaliyetleri haberleşme ile sınırlı kalmamıştır. Uzay faaliyetlerinde hız kazanmak, altyapı ve bilgi birikimi oluşturmak amacıyla 1985 yılında TUBİTAK bünyesinde Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü kurulmuştur. Son zamanlarda ülkemizde yaşanan uzay alanına yönelik en önemli gelişme 2018 yılında Türkiye Uzay Ajansı’nın kurulması ve Milli Uzay Programıdır.


Devlet tekelinde yürütülen bu uzay faaliyetleri ve yaşanan gelişmeler özel kişilerin de dikkatini çekmiştir ve bu alanda faaliyet göstermelerine yol açmıştır. Özel kişiler başlarda bu alanda önemli faaliyetler icra edemeseler de günümüzde uzay alanının başrolü haline gelmişlerdir. Artık devletin etkin olduğu uzay kavramından uzaklaşarak devletlerin dışında hatta devletlerden de daha etkili rol oynayan özel şirketlerinde yer aldığı daha geniş kapsam da bir uzay kavramına ulaşmış bulunmaktayız. Özel kişilerin ve birçok devletin uzay alanında faaliyet göstermesi uluslararası uzay hukuku kurallarını da beraberinde getirmiştir.


Özel teşebbüsler dahil olduğu her alanda olduğu uzay alanında da hakimiyet olarak üstünlük kurmaya başlamıştır. Günümüzde birçok ülkede ünlü iş adamları tarafından uzay alanına yatırımlar yapılmakta ve gelecekte uzay ile ilgili planlar yapılmaktadır. Özel teşebbüsler de taraflar arasında rekabet ortamı olduğu için özel şirketler hep daha fazlasını yapmak için çabalamaktadır ve bu durumda uzay alanındaki gelişmelere hız kazandırmakta yeni bir ufuk açmaktadır. Bazı şirketlerin uzay turizmi hayali olmuşken bazıları da gelecekte uzayda şehirleşmenin hayalini kurmaktadır. Örneğin Elon Musk bir konuşmasında Ay'da kalıcı bir üs ve Mars'ta bir şehir kurmak olduğunu söylemiştir ve uzay endüstrisine kafa tutar bir tutumla uzay endüstrisinin bir sonraki adımını düşünmesi gerektiğini dile getirmiştir. SpaceX'in genel danışmanı David Anderman, SpaceX'in "kendi yasal yönetim şeklini uygulamasını" beklediğini fakat "bunun hakimiyet sahibi dünya hükümetleriyle nasıl ilerleyeceğini görmenin ilginç" olacağını söylemiştir. Anlaşıldığı üzere özel teşebbüsler kendilerini yaşanan gelişmelerle birlikte gelecekte uzay alanında devletten daha üstün bir konumda görmektedirler. 1967 tarihli Uzay Anlaşması’nın VI. maddesi hükmünce, özel kişilerin uzaydaki faaliyetleri devletlerin izni ve devamlı takibi koşuluna bağlanmıştır. Özel faaliyetler, sonuç olarak bu anlaşma tarafından yasaklanmamış olup devletlerin (veya uluslararası kuruluşların) gözetiminde olduğu müddetçe serbest bırakılmıştır.[1] Fakat özel teşebbüslerin uzay alanındaki hakimiyeti arttıkça gelecek de bu faaliyetlerin devlet gözetimi altında kalıp kalamayacağı konusunda belirsizlik söz konusudur ve dengeler değişebilir.


Yeni bir uzay çağında yaşıyoruz ve uzay her zamankinden daha rekabetçi ve kullanışlı hale geliyor.[2] Günümüzde uzay yeni ve zengin bir alan olmasının yanı sıra, ülkelerin finansal refahına ve ilerlemesine hızla katkıda bulunan, tercihli bir kalkınma sektörü haline gelmiştir. Uzay teknolojileri, ülkelerin kalkınma süreçlerinin hızlandırılmasında, toplumların yaşam kalitesinin ve güvenliğinin artırılmasında önemli bir rol oynamaktadır.[3]


Dünya’da uzay alanında özel teşebbüslerin yıldızının parlaması ile birlikte Türkiye bu alanda oldukça geri de kalmıştır. Türkiye’de bu gidişata el atılması gerektiği kanaatindeyim. Şu ana kadar Türkiye’nin uzay alanındaki çalışmaları büyük ölçüde devlet eliyle gerçekleştirilmiştir. Fakat küresel politika da bu gelişmeler ülkemizi uzay alanında söz sahibi olacak yeterli konuma ulaştırmamaktadır. Dünya’da yaşanan uzay gelişmeleri yakından takip etmeliyiz. Devlet uzay alanında özel teşebbüsleri desteklemeli ve onların rekabet ortamına dahil olmasını sağlamalıdır. Çünkü özel teşebbüslerin desteklenmesinde devlet kritik bir konuma sahiptir. Ve devletimiz Türkiye’nin uzay politikasına yön vermelidir. Yukarıda da belirttiğim üzere bunun da en hızlı yolunun özel teşebbüslerin desteklenmesi olduğunu düşünmekteyim. Bu sebeple çalışmam da Türkiye’nin uzay politikası hakkındaki önerilerimi uzay faaliyetlerinde özel teşebbüse destek verilmesi ve bu sektöre nitelikli eleman kazandırılması şeklinde açıklamanın daha uygun olduğunu düşünmekteyim.

TÜRKİYE’DE UZAY FAALİYETLERİNDE ÖZEL TEŞEBBÜS VE NİTELİKLİ İNSAN GÜCÜ

‘‘Uzay medeniyetin anlamıdır ve onu korumak ve geliştirmek için önemli bir araçtır.’’[4] Stratejik planlamanın önemli bir unsuru, gelecekte arzu edilen varış noktasını ortaya koyan vizyon beyanıdır. Vizyon, kişinin ulaşmak istediği en iyi gelecek durumunun ve bir kuruluşun iyi, başarılı, gerçekçi, güvenilir ve çekici geleceğinin kavramsal ifadesidir. Stratejik yönetim ise arzu edilen geleceğe ulaşmak için hangi hedeflere ulaşılması gerektiğini ve bu hedeflere ulaşmaya giden süreci analiz eder. Hal böyle olunca, Türk uzay faaliyetlerinin stratejik düzeyde planlanması ve yönetilmesinin temel şartının, ülkenin uzay vizyonunu tanımlamak olduğu ileri sürülmektedir.[5] Türkiye’nin uzay vizyonu geliştirilirken bir politika ve strateji belirlenirken özel teşebbüse desteğin büyük öneme sahip olması gerektiğini düşünmekteyim çünkü teknolojinin hızlı gelişimi ile birlikte dünya üzerindeki birçok ülkede özel teşebbüslerin uzay alanındaki faaliyet oranları oldukça artmıştır. Bu artışta özellikle uzayın ticari anlamdaki kıymetinin artması ve geleceğin karlı yatırımı olarak da görülmesinin büyük etkisi bulunmaktadır. Keza özel teşebbüslerin uzay faaliyetlerine yönelmesinde devletlerinde etkisi yadsınamayacak kadar fazladır. Birçok ülke uzay sektöründe ulusal rekabeti arttırıcı politikalar izlemiştir ve bunun meyvelerini de özel teşebbüslerin bu konudaki faaliyetleri neticesinde almış, özel teşebbüsler uluslararası camialarda ülkelerinin adını duyurmuştur. Devletler bu konuda yüksek maliyet içeren bu uzay faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin mümkün olabilmesi, bu alanda güvenirlik ve istikrar sağlanabilmesi için özel teşebbüse doğrudan destek verip, yatırım yapmaktadırlar. Çünkü gelecekte devletlerin uzay üzerinde hak iddia etmesi ve hakimiyet kurma çabaları an meselesidir. Kanımca ülkemizde de bu alanda politikalar geliştirilmelidir. Çünkü hepimizin de bildiği üzere özel teşebbüsün dahil olduğu her alan hızla gelişmekte ve büyümektedir. Bu konuda ülkemiz özel teşebbüse destekte bulunmalı ve uzay alanında faaliyet göstermek isteyen özel teşebbüslere çeşitli kolaylıklar sağlamalıdır. Özel teşebbüsleri desteklediğimiz takdirde Türkiye’nin şuan da uzay faaliyetlerinde teknolojik altyapı eksikliklerinin hızlı bir şekilde tamamlanacağını ve bu sayede uzay alanında daha güçlü bir Türkiye göreceğimizi düşünmekteyim. Çünkü özel şirketlerin uzay çalışmalarına dahil edilmesi, devletlerin ekonomik yükünü hafifletmekte ve bilimsel gelişmelerin hızlanmasını sağlamaktadır. Özellikle özel teşebbüsün bu sektöre daha çok dahil olmasıyla birlikte Türkiye’nin bu alandaki işgücü artacağı için uzay faaliyetlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu dışa bağımlılık da azalacaktır. Uzay önümüzdeki yılların en gözde sektörlerinden bir tanesidir ve bizim uzay alanında ilerlememiz demek ülkemizin coğrafi konumuna değer katmamız, uluslararası bir güce sahip olmamız ve itibarımıza itibar katmamız demektir. Birçok gelişmiş ülkenin uzay alanındaki faaliyetlerini düşündüğüm zaman ülkemizde de bu alanda ulusal bir kanunun hazırlanmasının büyük bir ihtiyaç haline geldiğini görmekteyim, hazırlanacak bu kanun ile birlikte özel teşebbüslerin bu alandaki faaliyetleri koruma altına alınmalı ve uzay sektörünün kendilerini daha güvende hissettikleri bir sektör haline gelebilmesi için bu konuda özel kişilere belirli garantiler verilmesi gerektiğini düşünmekteyim. "Hiçbir ulusun sahip olmadığı ancak herkesin güvendiği bir alan olan uzay, giderek daha sıkışık, çekişmeli ve rekabetçi hale geliyor." [6]Gelecekte uzay sektöründe özel teşebbüs rüzgarları eseceğini ve bu alanda hakimiyetin özel kişilere geçeceğini düşünmekteyim. Daha şimdiden yabancı özel teşebbüs sahibi kişilerin bu alanda hakimiyetlerini ilan etmeye çalıştıklarını görmekteyim. Bu gibi durumlara çok uzak bir dönemde olmadığımız için Türkiye’nin de bu alanda uluslararası mecrada söz sahibi olabilecek yerel özel teşebbüsleri desteklemesi gerektiğini hatta bunun bir ihtiyaç haline geldiğini düşünmekteyim. Uzay faaliyetleri tüm ekonomik ve ticari katkılarından daha da büyük bir öneme sahiptir çünkü uzay demek insanlığa ve tarihe yön vermek demektir. Bu sebeple çalışmalarımıza hız vermeli ve uzayda bizde varız diyebilmeliyiz.


Özel sektöre verilecek bu destekle birlikte bu sektörde çalıştırılacak insan gücüne ihtiyaç duyulacaktır. Başka bir deyişle her sektörde olduğu gibi uzay sektöründe de nitelikli insan gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bir alanda nitelikte insan gücüne sahip olmak o alanda hızla ilerlemek ve bilgi birikiminin hızlıca artması demektir. Ayrıca ülke sanayisinin uzay faaliyetleriyle yeni tanışması ve bu alanda çalışan insanlar, başarılı uydu projelerinin getirdiği bilgi birikiminin yanı sıra mühendislikte işlevsel bir faktör olan motivasyonu da kazanıyor; böylece tasarım ve inovasyon yeteneklerinin daha da geliştirilebileceği yeni proje planlamasının yolu açılıyor.[7]


Yurtdışında birçok ülkede üniversitelerde bu alandaki ihtiyacı karşılamak adına bölümler açılmaktadır ve ülkeler kendi astronotlarını yetiştirmektedirler. Türk üniversitelerinde çok sayıda astronomi ve uzay bilimleri bölümü bulunmaktadır; Üniversiteye ait bazı gözlemevleri, uzay bilimleri bölümleri tarafından eğitim ve araştırma amacıyla da kullanılmaktadır.[8] Fakat bunlara ek olarak ülkemizde uzay alanında üniversitelerde yeni bölümler açılmalıdır. Mevcut bulunan bölümlerde ihtiyaçlar tespit edilerek en kısa sürede giderilmesi sağlanmalıdır.Uzay teknolojilerinin gelişmesinde ve uzay tabanlı uygulamaların kullanılmasında önemli rol oynayan bir diğer faktör ise teknolojiye meraklı ve eğitim düzeyi artan genç nüfustur. Eğitim ve sosyal medya gibi faktörlerin etkisiyle bilgi teknolojilerine erişim konusunda güçlü bir talebin olması, yeni nesil teknolojilerin potansiyel kullanıcısı olan genç nüfusu ve uzay çalışmaları konusunda yetiştirilebilecek insan kaynağı Türkiye'nin bir diğer güçlü unsuru olarak karşımıza çıkıyor. [9] Bu sebeple başta gençler olmak üzere ülkemizin uzay alanında farkındalığı arttırılmalıdır, gerekirse her yaş grubuna yönelik yaz okulları, kurslar organize edilmelidir. Örneğin TÜBİTAK ayrıca öğretmenlerin uzay konularındaki eğitimlerini de desteklemektedir. [10] Çocukların uzaya olan ilgisini arttırarak gelecekte uzay alanında meslek seçmeleri için teşvik edilmeleri sağlanmalıdır. Gençlere yönelik uzay hakkında heyecan verici seminerler verilmeli ve onların bu alana duydukları ilgi maksimuma çıkarılmalıdır. Keza uzay alanında yüksek lisans programlarının ve doktora programlarının sayısı arttırılmalı ve öğrencilerin bu alana yönelmesini teşvik etmek maksadıyla burs verilmelidir. Bu sayede kalkınan ve ilerleyen uzay sektörümüzde ihtiyaç duyulacak olan nitelikli insan gücü, bilim adamları ve astronotlar yetişecektir.

ÖZETLE

Sözlerimi son birkaç hususu da dayanarak tamamlamanın daha uygun olacağını düşünmekteyim. Uzay sadece Evreni anlamanın bir aracı değil, ülkelerin kalkınma politikalarının uygulandığı ve insanlığın gelecekteki ekonomik ve sosyal refahına yönelik yeni sınırların açıldığı temel bir sektör haline geldi. [11] Şu an da her ne kadar özel teşebbüsler mevcut olsa da uzay faaliyetlerinin denetimi devletlerin elindedir. Ama gelecekte bunun bu şekilde gideceğinin garantisi yoktur. Dolayısıyla da gelecekte uzay alanında uluslararası arena da devletlerin değil özel şirketlerin söz sahibi olacağı kanısındayım. Daha şimdiden birçok özel şirket, uzay faaliyetleri açısından devletlerden daha çok ilerleme kaydetmiş bulunmaktadır ve gelecekte bu alanda hakimiyeti ele almanın planları yapmaktadır. Keza devletler de uzay faaliyetleri için özel teşebbüslerle iş birliği yapmakta, ortak çalışmalar yürütmektedirler. O yüzden uzay politikamızı belirlerken şu an atacağımız adımlar gelecekte bu özel teşebbüslerin içerisinde ne kadar söz sahibi olacağımızı belirleyecektir. Diğer bir deyişle Türkiye’de uzay faaliyetlerinde özel teşebbüsün desteklenmesinde belirlenecek politika uluslararası mecrada uzay alanındaki yerimizi belirleyecektir. Uzay sahnesinde geleceğin parlayan yıldızı özel teşebbüslerdir. Şuan bu argümanlar üzerine düşünürken ne kadar bize gerçeklikten uzak gibi gelse de belki ilerde uzayda özel mülkiyeti, hatta uzayda ki arazi fiyatlarını, uzayda ev alma planlarımızı birbirimizle paylaşıyor olacağız. Dün uzay faaliyetlerinde bugün ki yaşanacak gelişmeleri, bugün bunları tartışıyor olacağımızı tahmin edemezdik, bu sebeple bugünde yarın yaşanacak gelişmelerin kulağımıza imkansız gibi gelmesi oldukça normaldir.

[1] Tuğrul çakır s. 178 [2] The role of space in the security and defence policy of Turkey. A change in outlook: Security in space versus security from space Cihan Ercan, İzzet Kale p. 17 [3] Space as a strategic vision for Turkey and its people Tamer Ozalp p. 224 [4] Space as a strategic vision for Turkey and its people Tamer Ozalp p. 224 [5] Technology foresight in practice: A proposal for Turkish space vision Gülin Dede* , Mehmet Akçay p. 2 [6] The role of space in the security and defence policy of Turkey. A change in outlook: Security in space versus security from space Cihan Ercan , İzzet Kale p. 19 [7] Technology foresight in practice: A proposal for Turkish space vision Gülin Dede, Mehmet Akçay p. 2 [8] Space as a strategic vision for Turkey and its people Tamer Ozalp p. 230 [9] Technology foresight in practice: A proposal for Turkish space vision Gülin Dede, Mehmet Akçay p. 3 [10] Space as a strategic vision for Turkey and its people Tamer Ozalp p. 229 [11] Space as a strategic vision for Turkey and its people Tamer Ozalp p. 233

22 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentários


bottom of page