top of page
  • ilaydaliyee

Tutukluluk itiraz dilekçesi örneği


tutukluluk itiraz
tutukluluk itiraz

Tutukluluk itiraz dilekçesi


   .......... NÖBETÇİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE

Gönderilmek Üzere

..................SULH CEZA HAKİMLİĞİNE


SORUŞTURMA NO : ............ Soruşturma


SORGU NO : ......... Sorgu


TUTUKLAMA KARARINA

İTİRAZ EDEN (ŞÜPHELİ) : ................


KONU :........ Cumhuriyet Savcılığının .......... soruşturma sayılı dosyası dolayısıyla ........ Sulh Ceza Hakimliğinin ........ sorgu sayılı dosyası ile alınan ifadesi sonrası hakkında Hakimlikçe verilen .... tarihli tutuklama kararına ilişkin itiraz dilekçemizin sunulmasından ve hakkında verilen tutuklama kararının itirazen kaldırılarak serbest bırakılmasına, aksi kanaat halinde adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmesi talebimizden ibarettir.


AÇIKLAMALAR : tutukluluk itiraz dilekçesi örneği

Hakkında ".............." suçunu işlediği iddiasıyla ....... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ....... sayılı soruşturma açılmış; soruşturma dolayısıyla ....... Sulh Ceza Hakimliğinin ..... sayılı dosyası ile ....... tarihinde ifadesi alınarak aynı gün hakkında tutuklama kararı verilmiş ve bu karar aynı gün duruşmada tarafımın yüzüne karşı tefhim edilmiştir. Ancak aşağıda arz ve izah olunacak nedenlerle hakkında verilen tutuklama kararı hukuka aykırı ve mesnetsiz olup; tutuklama kararının itirazen kaldırılması ve serbest bırakılması, aksi kanaat halinde adli kontrol hükümleri uygulanarak serbest bırakılması talebiyle işbu dilekçeyi sunma gereği hasıl olmuştur. Şöyle ki;

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 ve devamı maddelerinde koruma tedbiri olarak düzenlenen tutuklama tedbirine başvurulabilmesi için aranan koşullar düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre tutuklama tedbirine başvurulabilmesi için;


A- Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması; Tutuklama kararı verilebilmesi için aranan deliller şüpheli veya sanığın yüksek ihtimalle cezalandırılmasını gerektirecek derecede olmalıdır. Yani somut olarak gösterilmesi gereken delillerin %80 - %90 oranla şüpheli veya sanığın mahkumiyeti için yeterli delil olmaları gerekmektedir. Deliller tutuklama kararında açıkça belirtilmeli ve gerektiği takdirde tartışılmalıdır. Deliller varsayımlara, ön kabullere ve yorumlara dayalı olmamalı somut olarak atılı suçlamayı açıklamaya yönelik olmalıdır. Aşağıda detaylı olarak açıklandığı üzere isnat edilen eylemlerin tamamı Anayasa ve Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hak ve özgürlüklerine ilişkin olup asla terör suçlamasına delil olarak gösterilemezler. Bu nedenle atılı suçu işlediğine ilişkin kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin varlığından bahsedilemez.


B- Bir tutuklama nedeninin bulunması halinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilecektir. Tutuklama nedenleri ise düzenlemede şu şekilde sayılmıştır:


a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa; Açık bir şekilde somut veriler ve bilgiler ışığında tutuklama kararında bu husus belirtilmelidir.


b) Şüpheli veya sanığın davranışları;


1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,


2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa; Açık bir şekilde somut veriler ve bilgiler ışığında tutuklama kararında bu husus belirtilmelidir.


c) CMK’nın 100. maddesinde sayılan suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeninin var sayılabileceği belirtilmiştir.


C- Tutuklama kararında adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlerin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.


Anayasanın 19. maddesi, tutuklamaya ancak kuvvetli suç şüphesinin varlığı halinde başvurulabileceğini öngörmektedir. AİHS’in 5/1.c maddesine göre ise; Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerin varlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulmasının mümkün olduğu belirtilmiştir. Burada belirtilen tutuklama koşullarının tutuklama işleminin yapıldığı andan itibaren mevcut olması ve kişinin tutuklandığı süre boyunca varlığını koruması aranmaktadır. Bu koşulların kaybedilmesi durumunda veya şüpheli ya da sanığın hakkında adli kontrol tedbirlerinin yeterli olduğu durumlarda derhal, zaman kaybetmeksizin şüpheli veya sanığın serbest bırakılması gerekmektedir. Yani söz konusu koşullar gerçekleşse bile tutuklama kararı verilmesi zorunlu değildir. Tutuklama istisnai bir tedbirdir. İhtiyaç duyulması halinde adli kontrol tedbirlerine başvurulmasının incelenmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda;

Tutuklanması için CMK'nın 100. maddesi gereği üzerine atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması gerekmektedir. Tutukluluk halinin devamı için kararda gösterilen delillerin kuvvetli suç şüphesini oluşturmadığı görülmektedir. Her ne kadar tutuklama kararında belirtilmemiş ise de dosya kapsamında yer alan suçlamaya ilişkin deliller ise yeterli incelenmeden karar verilmiştir. hakkında yapmış olduğumuz savunmalar incelendiğinde aleyhine olduğu söylenen delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiği, bu nedenle delil olarak kullanılmalarının mümkün olmadığı, delillerin kendi içinde ve dosya kapsamı ile çelişkili oldukları, tek tek veya bir bütün halinde hükme veya tutuklamaya esas alınamayacakları açıkça görülmektedir.


Delilleri yok etme, gizleme ve değiştirme ihtimali söz konusu değildir. Hakkındaki tüm delillerin mahkeme nezdinde güvende olması ve tamamının toplanmış olması karşısında delilleri karartma imkanı bulunduğundan bahsedilemez.


Adli kontrol şartları yeterli olabilecekken tutukluluk halinin devamına karar verilerek ORANTILILIK-ÖLÇÜLÜLÜK ilkesinin ihlâline açık bir şekilde devam edilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin yerleşik karar ve içtihatları göz önünde bulundurulduğunda bu tedbirin orantılı olma vasfını çoktan kaybettiği açıktır.


Netice itibariyle suçun kanunda yazılı cezasının ne kadar olduğu hiçbir şekilde ne kaçma riskinin, ne delilleri karartma ve yok etme riskinin ne de adli kontrol tedbirlerinin yeterli olmayacağının göstergesi ve delili olamaz. Böyle bir yargı ve ön kabul ile verilen tutuklama kararı açıkça haksız ve hukuka aykırıdır.

- İstisna olarak uygulanması gereken kişilerin temel hak ve özgürlüklerini ağır derecede etkileyen tutuklama koruma tedbirinin bu şekilde haksız keyfi olarak uygulanması maddi ve manevi varlığını olumsuz etkilemekte geri dönülemez zararlara sebebiyet vermektedir. Bu nedenle uygulanan tutuklama tedbirinin hakkaniyete de aykırı olduğu açıkça görülmektedir.

KAÇMA ŞÜPHESİNİN OLMAMASININ YANINDA DELİLLERE ETKİ ETME DURUMU DA SÖZ KONUSU DEĞİLDİR. BU AŞAMADAN SONRA CMK KAPSAMINDA TUTUKLU OLARAK YARGILANMASINI GEREKTİRECEK BİR SEBEP BULUNMAMAKTADIR. KANUN YOLLARI AŞAMALARININ DA UZUN SÜRDÜĞÜ GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA DOSYA KAPSAMINDA ADLİ KONTROL ŞARTLARI YETERLİ OLACAK İKEN HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLMESİ CİDDİ ŞEKİLDE MAĞDURİYETLERE SEBEBİYET VERECEKTİR. TÜM BU NEDENLERLE MAHKEMENİZDEN TAHLİYESİNİ AKSİ KANAAT HALİNDE İSENİZ EN AĞIR ADLİ KONTROL ŞARTLARI DA DAHİL OLMAK ÜZERE BİR VEYA BİRKAÇININ UYGULANMASI SURETİYLE SERBEST BIRAKILMASINI TALEP ETMEKTEYİZ.


SONUÇ ve İSTEM :


Belirttiğimiz nedenler ve mahkemenin resen nazara alacağı nedenlerle; bihakkın ya da en ağır adli kontrol şartları da dahil olmak üzere takdir edilecek bir veya birkaç adli kontrol tedbiri ile TAHLİYESİNE, aksi takdirde itirazın incelemeye yetkili merciye gönderilmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz.


Şüpheli Müdafii

Av. ..........................

7 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page